TROMBONUN TANIMI
VE TARİHSEL GELİŞİMİ
Tanımı

Kalak, ağızlık ve kulis olarak üç ana
parçadan oluşan trombon, ilk defa XV. yüzyılda sürgülü
trompetin geliştirilmiş hali olarak ortaya çıkmıştır. Ebat
olarak daha geniş ve uzun olan bu enstrüman trompetin tenor-bariton
halidir. Trombonun, trompetten ve tüm çalgılardan en
belirgin farkı, iç içe geçen bir sürgü sistemine sahip
olmasıdır. Yedi pozisyonda, yarım ses aralıklarla duyulan
armonik seri, kulis adı verilen bu mekanizma sayesinde
kontrol edilir. Bu nedenle slide trombone olarak bilinir. Trombon İtalyanca ve Almanca trompet kelimesinden türemiştir.
İtalyanca tromba kelimesi trompet anlamına gelirken
trombone kelimesi büyük trompet anlamında kullanılmıştır.
Almancada ise buzune kelimesinden posaune türemiştir.
Almanlar buzune terimini Fransızcadaki düz trompet
anlamına gelen buisine den almışlardır. İngilizler ise
trombonu sagbut ve shagbolt kelimelerinden türediği
düşünülen sackbut olarak adlandırmışlardır. Bu sözcüklerin
kökleri tam olarak bilinmemekle birlikte eski Fransızcada
çekmek anlamına gelen sacquer sözcüğünden geldiği
düşünülmektedir. Sacquer sözcüğünün çok benzeri olan,
İspanyolcadaki sacabuche yani içini dışarı çıkarmak
anlamına gelen sözcüğünde İngilizcedeki kelimelerin kaynağı
olabileceği ileri sürülmektedir.
Rönesanstan Günümüze Trombonun Gelişimi
| Teleskopik Slide Trumpet |
|
I
XV. ve XVI. Yüzyıllar
Erken ortaçağ dönemlerinde, trompet ve
shawm
işaret çalgısı olarak hem savaş
alanlarında, hem de kasabalarda gece bekçiliği sırasında
kullanılmıştır. Trompetler ayrıca fanfarlarda kralların ya
da diğer önderlerin gelişini duyurmak için de kullanılmıştır.
O dönemde sadece haberleşmede ve karşılamalarda
kullanıldıkları için, bu çalgıların kısıtlı özellikleri
başlangıçta pek önem taşımamıştır. Fakat XIV. yüzyılda,
trompetin eğlence amaçlı ve başka aileden çalgılarla beraber
kullanılması ile birlikte, ihtiyaç duyulan daha kalın sesler
için elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Trompetin bu yeni işlevi için uygun
hale gelmesi, iki yeni teknolojik buluşu gerektirmiştir. İlk
olarak çalgı yapım ustaları, Romalıların unutulmuş olan
bakır tüp kıvırma sanatını yeniden keşfetmişlerdir. Daha
sonra iki tüpü içiçe geçirmeyi öğrenmişler; böylelikle
tüpler ileri geri hareket edebilir hale gelmiştir. Bu yeni teknoloji ilk kez 1400lü yıllardan önce, hatta belki
1360 kadar eski bir tarihte, bugün slide trumpet (sürgülü
trompet) olarak bildiğimiz çalgıya uygulanmıştır.
Kulis mekanizmasının, kesin olmamakla birlikte
ilk olarak Burgundy sarayına nefesli çalgı
temin eden Flaman
çalgı yapım ustaları tarafından üretilmiş olduğu
sanılmaktadır.

The Assumption of the Virgin
(by Filippino Lippi in the church
of S. Maria sopra Minerva, Rome)
Bilinen en eski trombon figürü 1490 yılından önce İtalyan kilise
resimlerinde görülebilir. Günümüzdeki en eski trombonlar 1551 yılından kalan
Erasmus Schnitzer trombonları,
şu anda Nuremberg Germanisches Nationalmuseumda
sergilenmektedir. Günümüzde bu enstrümanlar sackbut olarak
bilinmektedir.

XVI. yüzyılın ortalarında üç tip
trombon geliştirilmiştir. Bunlar gemeine-posaune
olarak bilinen si bemol sakbut, alt ve discant posaune
olarak bilinen mi bemol
alto ve quart
ya da
quint-posaune
olarak da bilinen
grosse-posaune yani bas trombondur.
(resim 5)
Bunların dışında farklı tonlarda trombonlar da yapılmıştır.

XVII. Yüzyıl
XVII. yüzyıl başlarında trombon
ailesine octave-posaune olarak bilinen kontrabas trombon
da katılmıştır. Fakat bu çalgının nerede ve ne amaçla
kullanıldığına dair yeterli bilgi yoktur. Fiziksel olarak trombon, XVII.
yüzyıldan beri bugün hala kullanılan herhangi bir enstrümana
göre daha az değişim göstermiştir; fakat bazı önemli farklar
vardır. Kalak konik bir şekilde ve modern trombon
kalaklarına göre daha küçük bir çapa sahiptir. Boru hacmi de
bu günkü trombonlara göre daha dardır. Barok trombonların
akort tüpü ve suluğu da bulunmamaktadır.
Sakbutun diğer enstrümanlarla kolayca kaynaşma özelliği
kilise müziğinde yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.
Daha çok, obuanın atası olarak bilinen bir çalgı olan sahwm
ve kornet ile birlikte şehir orkestralarında kullanılmıştır.
Sakbutlar büyük saray orkestralarından küçük topluluklara
kadar diğer enstrümanlarla kolayca kaynaşabileceği her tür
orkestrada kullanılmıştır. Venedikli besteciler Giovanni
Gabrieli ve Tiburtio
Massaino sakbut için pekçok eser yazmışlardır. 1685 yılında
Orta Avrupada tenor trombondan bir oktav daha ince ses elde
edilebilen küçük bir trombon yapılmış ve trombon gruplarında
koral melodileri seslendirme amaçlı kullanılmıştır.

Kontrabas
trombon
XVIII. Yüzyıl
XVIII. yüzyıla gelindiğinde besteciler
trombonu solo enstrüman olarak da kullanmaya başlamışlardır.
1755 yılında Georg Wagenseilin yazmış olduğu alto trombon
için konçerto, 1762de Leopold Mozartın alto trombon için
konçertosu, 1764te Michael Haydnın alto trombon için
yazmış olduğu Re Majör Divertimento ve 1769 yılında Johann
Georg Albrechtsbergerin alto trombon için yazmış olduğu
konçerto gibi günümüz trombon repertuvarına büyük katkısı
olmuş eserlerin yanında bugün ismi az bilinen besteciler de
solo trombon için eser yazmaya başlamışlardır. Ayrıca
trombon 1780 yılında bazı sahnelerde dramatik etki yaratmak
için operada kullanılmaya başlanmıştır. Buna örnek Mozartın
Don Giovanni
ve Sihirli Flüt
operaları
gösterilebilir.
XIX. Yüzyıl
XIX. yüzyılın ilk
yarısında besteciler eserlerinde üç trombon kullanmaya
başlamışlardır. Bunlara örnek olarak Beethovenın beşinci ve
dokuzuncu senfonileri gösterilebilir. Mi
bemol
alto, si bemol
tenor ve fa bas trombondan oluşan
trioların alto trombon partileri tenor trombonla da
çalınabildiğinden alto trombonun kullanımı azalmıştır.
Ayrıca geniş çaplı si bemol
trombon, fa bas trombonun
da yerine kullanılmaya başlamıştır. Alto trombon kullanımına
bugün Avrupada olduğu gibi, ince rejistirdeki eserler ve
kuvvetli dinamikler içermeyen bölümler için devam edilmiştir.
1828 yılına gelindiğinde kulis yerine valf mekanizması
kullanılan pistonlu trombon ortaya çıkmış ve küçük çaplı
müzik gruplarında kabul görmesine rağmen orkestralarda az
kullanılmıştır. İlerleyen yıllarda Leipzigli C.F. Sattler
ilk si bemol-fa trombonu tanıtmıştır. Yapılan bu
değişiklikteki fa eklentisi çark şeklindeki döner sistemli
bir valf ile devreye girmektedir.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Alman
trombonlarının çapı ve kalağı daha da genişlemiş ve
geleneksel geniş kavisli halini almıştır. Courtois
tip Fransız trombonlar dar çaplarını ve giderek incelen
kalak şekillerini korumuşlardır. Büyük fa ya da si bemol-fa
bas trombonlar Alman trombon gruplarında geleneksel hale
gelmiştir. Daha küçük olan sol trombon neredeyse bir yüzyıl
kadar İngilterede bakır nefesli gruplarında ya da
orkestralarında kullanılmıştır. 1876 yılında Wagnerin
Ring
isimli eseri için iki borulu kulisi bulunan bir
kontrabas trombon yapılmıştır.

XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın
başlarında çapı küçük courtois tip trombonlar
Fransa, Almanya ve Amerikada müzik gruplarında popülerlik
kazanmıştır. Fakat Amerikan senfoni orkestralarındaki
tromboncular geniş çaplı Alman trombonlarını tercih etmiş,
böylelikle bu çalgılar Amerikan modern senfonik trombonunun
gelişmesini sağlamıştır. Amerikan modern senfonik trombonu,
hem Fransız hem de Alman trombonlarının özelliklerini
bünyesinde barındırmaktadır.

XX. Yüzyıl ve Günümüz
XX. yüzyılın ilk yarısının sonlarına
doğru trombon Tommy Dorsey ve Glenn Miller gibi cazın önde
gelen isimlerinin öncülüğünde yaygınlaşmıştır.
Özellikle Tommy Dorsey enstrüman üzerindeki üstün kontrolü
ve pozüsyon geçişlerindeki
yumuşak bağları ile trombon tarihine damgasını vurmuştur.
Öte yandan Amerikan tarzı senfonik trombon tüm dünyada
standart hale gelmiştir. Hatta bazen Almanya ve Avusturyada
tıpkı İngilterede olduğu gibi geleneksel dar çaplı
trombonun yerini almış ama Alman trombonu kendi bağımsız
çizgisinde ilerlemiştir. Amerikada ise si bemol-fa
trombonun pedal ses aralığındaki notaların yeterince iyi
kalitede çıkmamasından dolayı fa eklentisine ikinci bir valf
ile bağlı ek bir boru geliştirilmiştir. Böylelikle kapalı
pozisyonunda trombon fa anahtarında ek çizgi miye kadar
inme imkanına kavuşmuştur. Bu daha sonra mi bemol ve reye
dönüştürülmüş ve kısa bir süre sonra bağımsız iki pistonlu
bas trombon standart hale gelmiştir.
1965 yılında Alman trombon yapım
ustası Hans Kunitz fa/do-re-si bemol akortlu çift valfli
büyük bas-kontrabas trombonu geliştirmiştir. 1970 yılında
ise Amerikalı trombon yapım ustası Dr. B.P.Leonard çalımı
daha kolay si bemol/sol-mi-re akortlu trombonu
geliştirmiştir. Daha sonra bu tasarımından si bemol/fa-sol-mi
bemol ya da si bemol/fa-sol-re akortlu diğer versiyonlar
geliştirilmiş ve bas trombon olarak piyasaya sunulmuştur.
Günümüz orkestralarında fa valf
eklentili ya da eklentisiz geniş çaplı tenor trombonlar ve
çift valfli bas trombonlar kullanılmaktadır. Dar çaplı
trombonlar ise daha çok
caz ve popüler müzik alanında kullanılmaktadır. Ayrıca dar
çaplı trombonlar ebadının küçük olması nedeniyle başlangıç
seviyesindeki öğrenciler tarafından tercih edilmektedir.
Alto trombonlar, özellikle Almanyada belli başlı eserler
için kullanılmaktadır. Geleneksel Alman trombonların modern
versiyonları Orta Avrupada tercih edilmektedir. Pistonlu
trombon artık sadece önemli bir solo enstrüman olarak cazda
kullanılmaktadır. Kontrabas trombon parçaları ise çift
valfli enstrümanın sağladığı imkanlar yüzünden genellikle
bas trombonla çalınmaktadır. Fakat kontrabas trombonun
modern kullanımlarında da artış görülmektedir.
|